İkinci Bölüm
Bu Hikâyenin Kahramanı İrade Değil
Alışkanlıklarına güvenenler başarırken azmine güvenenler neden yoruluyor?
Lina yirmi dokuz yaşında. Daha sayı tamamlanmadan hatayı fark eden bir muhasebeci. İş arkadaşları tablolarını göndermeden önce ona getiriyor. Kocası ona şakayla “Maliye Bakanı” diyor. Evdeki masasının üzerinde kalemleri boylarına göre sıralı. İşe giderken dükkân tabelalarının harf aralıklarını zihninde düzeltiyor. Babasının evinde bir şey bozulunca babası önce onu arıyor. Daha arızayı anlatmayı bitirmeden Lina kapısına varıyor.
Aynı masanın çekmecesinde üniversite günlerinden kalma eski bir defter var. Kenarlarında kurşunkalemle çizilmiş küçük logolar. Evdekiler uyuyunca defteri açıyor. İkinci sınıfta çizdiği bir logonun üzerinde parmağını gezdiriyor. Sonra çekmeceyi sessizce kapatıyor. Biri hobilerini sorarsa dili dolanıyor. Sonunda “Eşyaları düzenlemek” diyor. Ondan başka herkes gülüyor.
Mutsuz değil. İnsanların yeterli saydığı her şeye sahip. Ama her yıl kendine şöyle diyor: “Her şey sakinleşince kendim için bir şeye başlayacağım.”
Akşam yemeği için su kaynarken Lina'nın telefonu çaldı. Babası “Buzdolabı durdu” dedi. Lina ondan prize bakmasını istedi. Babasının sesi yeniden duyuldu: “Çalıştı. Sana güvenim tam.” Kanepeden kocası seslendi: “Maliye Bakanı artık Bakım Bakanlığı da oldu.” Lina güldü. Ocağı vaktinde kapattı. Yemekten sonra bu kez kendisi için telefonunu açtı. “Meydan Okumalar” klasörü, evin gider tablosunun hemen altındaydı.
Altıncı Kare
“Meydan Okumalar” klasöründe otuz günlük koşu, otuz gün şekersiz yaşam, otuz gün boyunca her gece yarım saat okuma vardı. Her ay renkli bir tablo açıyor, her sabah için bir hatırlatıcı kuruyordu. İlk beş günün karşısında beş işaret. Altıncı gün işteki raporu bitirmesi uzun sürdü. Akşam yemeğinden sonra eve döndü. Kitabı açtı ama bir satır bile okumadı.
Parmağını hatırlatıcıyı silme seçeneğine götürdü. Kocasına “Bu ayı mahvettim” dedi. Altıncı kare boştu. Ekranda, henüz günleri gelmemiş yirmi dört boş kare daha vardı.
Bu oyunu biliyor olabilirsin: “Bu ayı mahvettim. Gelecek ayın başında yeniden başlayacağım.” Egzersiz saati gelince telefonun titriyor. Erteleyene kadar kendinle pazarlık ediyorsun. Spor salonunda ise biri pazarlık etmeden ayakkabısını bağlıyor. Başkalarıyla randevularını aklında tutarken kendinle en küçük randevunu neden hevesine bırakıyorsun?
Her gün işlerini tamamlayan birini görünce, kendi gününe bakmaktan kurtulmak için ona hemen olağanüstü bir irade atfetme. Oysa fark gözünün önünde olabilir: O ne zaman başlayacağını biliyor, sen koşullarının düzelmesini bekliyorsun. O kahvaltıdan sonra işinin başına oturuyor, sen nereden başlayacağını öğrenmek için telefonunu açıyorsun. O akşam yürüyüşe yer ayırıyor, sen ona kalan zamanı veriyorsun. Sonra geriye hiçbir şey kalmıyor. Günler geçerken o küçük bir eylemi, sen büyük bir kararı tekrarlıyorsun. Ayın sonunda kendi sonucunu onunkiyle kıyaslıyor, günlerin yarattığı bu farkı görmezden geliyorsun.
Başarısızlıkların tekrarlanınca başka bir fikir aramadan önce gününün düzenine bak. Sorunun, yapacak bir şey bulamamak olduğu pek nadirdir. Fikirler defterinde, planlar telefonunda. Eksik olan, bunların bir kısmına yer açacak günlük bir düzen. Ne istediğini biliyorsun. Ama hevesin yokken de koruyacağın bir zaman ayırmadın.
Kendi işini kurmayı, başkalarının talimatlarından bağımsız bir günü hayal ediyor olabilirsin. Önce işyerinin programının senin yerine neleri düzenlediğine bak: Uyanma, evden çıkma, işe başlama saatlerini. Yönetici ortadan kalkınca seni kim uyandıracak? Kimse seni izlemediğinde de geçerli kalacak küçük bir randevuyla başla. Kuracağın iş için bir ad ve logodan önce kendi sözünü tutman gerekiyor.
Gününe geri dönebileceğin sabit noktalar koy. Masana varmak, ilk görev için on dakika çalışmanın başlangıcı olsun. Akşam yemeği tabaklarını kaldırmak, ailenle telefonsuz geçireceğin zamanın başlangıcı olsun. Uykudan önce gelen, fark edebileceğin bir işaret belirle: Ekranı kapatmak ve sabah ihtiyaç duyacaklarını hazırlamak. Bunlar, bağladıklarını taşıyan çapalar. Gününün bir kısmı aksadığında nereden devam edeceğini bilirsin. Bütün saatlerini ruh haline bıraktığın bir gün ise aynı soruyla seni tüketir: Şimdi başlasam mı? Geceye vardığında hâlâ bu soruyu aşamamış olabilirsin.
Daha Fazla Direnmiyorlar. Daha Az Direniyorlar
On yıllar boyunca iradenin bir kas gibi olduğu görüşü hâkimdi. Çalıştırdıkça güçlenir, kullandıkça yorulurdu.
Araştırmacı Roy Baumeister bu fikre 1998'de “ego tükenmesi” adını verdi. Sonra gazeteci John Tierney ile yazdığı İrade adlı, 2011'de yayımlanan kitapta okurlara anlattı1: Bir ayartıya direnmek için verdiğin her karar, sınırlı bir kaynağı tüketir. Günün sonunda bu kaynak tükenir.
Başka araştırmacılar fikri yeniden sınamaya çalıştı. Ön kaydı yapılmış, birden çok laboratuvarın katıldığı bir tekrar çalışmasında, kullanılan protokolle istatistiksel açıdan anlamlı bir etki görülmedi2. Olgunun büyüklüğü, hangi koşullarda ortaya çıktığı, hatta belki de var olup olmadığı hâlâ tartışılıyor.
Araştırmacı Wilhelm Hofmann ve çalışma arkadaşları, son örneklemi oluşturan 205 kişinin günlük isteklerini izledi. Bu kişiler bir hafta boyunca, günde yedi kez rastgele çalan küçük bir cihaz taşıdı. Cihaz her çaldığında, o anda veya önceki yarım saat içinde bir istek duyup duymadıklarını kaydettiler. Ardından isteği, ona direnme çabalarını ve ne yaptıklarını anlattılar3.
Kendilerini özdenetimi yüksek kişiler olarak tanımlayanlar, başkalarından daha fazla direnmedi. En başından daha az ayartıyla karşılaştılar, o kadar.
Olası bir açıklama şu: Birçoğu, farkında olmadan çevresini düzenlemişti. Böylece ayartılar, direnmeye gerek kalmadan yollarından çekilmişti. Mücadele daha büyük bir güçle kazanılmamış, en başından ortadan kaldırılmıştı.
Lina'nın meydan okumasında bir günü ne zaman kaçırdığına dikkat et: Gece geç yatmasından, bir yolculuktan veya öğle yemeği yemeden geçirdiği uzun bir günden sonra. Akşam iradeni yargılamadan önce sor: Dün gece kaç saat uyudun?
Daha derindeki sebep ise, çoğumuz gibi, her seferinde büyük karara ve ilk hevesine güvenmesi. Her alışkanlığı sıfırdan, olabildiğince zor bir biçimde yeniden kurması. Bir kerede otuz gün.
Alışkanlık İradenden İzin İstemez
Peki alışkanlık nasıl oluşur?
Araştırmacı Wendy Wood, İyi Alışkanlıklar, Kötü Alışkanlıklar (2019) adlı kitabında alışkanlığın, çevredeki sabit bir işarete bağlanan davranış olduğunu anlatıyor. Bir yer, bir zaman veya bir ses. Bu bağ tekrarlandıkça işaret, pazarlığa kapı açacak bir duraksama olmadan, eylemi doğrudan çağırır4.
Alışkanlığını bu bağ üzerine kuran kişi çok daha az çabayla başlar. Çabasız değil: Yorucu bir gün, alışıldığından güçlü bir ayartı veya programı altüst eden bir yolculuk bazen pazarlığı geri getirir. Ama her akşam değil, istisna olarak.
Araştırmacılar Brian Galla ve Angela Duckworth'ün sonraki çalışmalarda bulduğu da buydu: Üstün bir özdenetim gibi görünen şeyin büyük bir kısmı, aslında önceden kurulmuş iyi alışkanlıklardır5.
Bir alışkanlığın yerleşmesi kaç gün sürer?
Yaygın “21 gün” sayısının güvenilir bir bilimsel dayanağı yok. Daha titiz bir çalışma, her gün tekrarlayacakları basit bir davranış seçen 96 kişiyi on iki hafta izledi. Davranışın ne zaman otomatikleşmeye yaklaştığını ölçtü.
Modelin iyi uyduğu 39 katılımcının verilerinde, otomatikliğin üst sınırına yaklaşmak için tahmin edilen sürenin ortancası 66 gündü. Yani tahminlerin yarısı bunun altında, yarısı üstündeydi. Tahminler 18 ile 254 gün arasında değişiyordu. Model, belli bir tarihte tamamlanmış bir alışkanlığı değil, otomatikliğin üst sınırının %95'ine ulaşmayı ölçüyordu. Bu tahminler, modelin çizgisini izleme haftalarının ötesine uzatarak elde edilmişti. Tek tek gözlenmiş tarihler değildi6.
Seni Taşıyan Rutin
Yazar Mason Currey, Günlük Ritüeller adlı kitabında 160'tan fazla yazar, sanatçı ve bilim insanının sıradan günlerini bir araya getirdi7. Alışkanlıkları bazen birbirinin tam tersiydi. Ama çoğu bir konuda buluşuyordu: Sabit bir düzeni olan bir gün.
Gününün onların günlerine benzemesi gerekmiyor. Zamanına ve yapabileceklerine uygun bir düzen seç.
Etkisi yalnızca bir şeyleri tamamlamakla da sınırlı değil. Araştırmacılar Samantha Heintzelman ve Laura King'in çalışmalarında, günleri daha düzenli geçen kişiler hayatlarını daha anlamlı buluyordu8. Rutin yalnızca zaman kazandırmaz. Güne biçim verir.
Sosyal medya da bir rutin. Sırada beklerken ve uyumadan önce, karar vermeden uygulamayı açıyoruz. Bizi gerçekten taşıyor ama kendi istediği yere. Bu konuya önce 13. bölümde, ardından 18. bölümde döneceğiz.
Sağlam Bir Çapa
Alışkanlık, her defasında yenilenen bir karardan çok sabit bir işarete ihtiyaç duyuyorsa, gününde zaten tekrarlanan ve kolayca fark edebileceğin bir işaret ara.
Sabah kahvesi, işe veya üniversiteye varışın, eve dönüşün, akşam yemeğinin bitişi veya uyku hazırlığın olabilir. Geldiğinde tanıyacağın bir an seç. Aynı eylemi tekrar tekrar ona bağla. Böylece her gün ne zaman yapacağını yeniden bulmak zorunda kalmazsın.
Lina otuz günlük meydan okumaları bırakmaya, iki dakikadan fazla sürmeyen bir alışkanlığı denemeye karar verdi: Her gece akşam yemeğinden sonra, gününün en güzel anı hakkında bir satır yazacaktı. Bunun için küçük, yeni bir defter seçti. Üniversite defterini çekmeceye geri koydu. İlk gece tabakları kaldırıp kanepeye oturdu. Defter çalışma odasındaydı. Düzeninin bozulmaması gereken eşya yığınlarının arkasında. Kocasına “Mutfaktaki işim bitince” dedi. Gece bir satır bile yazmadan geçti. Sabah masasındaki boş sayfayı açtı. Neredeyse başlamayı büsbütün gelecek ayın başına erteleyecekti. Kocası elinde bardağıyla yanından geçti: “O bir satırı nerede yazıyorsun?” Lina “Burada” dedi. Kocası salona, her gece yemekten sonra oturduğu kanepeye baktı. Lina defterle kalemi oraya taşıdı. Oturduğu yere koydu.
Ne zaman kullanmalı? Hevesle başlayıp bir günü kaçırdığında her defasında yeni bir ayın başını bekliyorsan. Süre: Günlük eylem için iki dakika. Onu neyin aksattığını gözlemek için bir hafta.
- Çok küçük bir alışkanlık seç: Yeterli bulduğundan da küçük. Bir bardak su, bir kitaptan iki sayfa, on esneme hareketi.
- Onu tek ve belirli bir çapaya bağla: “Daha çok okuyacağım” yerine “Sabah kahvesinden sonra iki sayfa okuyorum.”
- Bir başkasını eklemeden önce ilkini yerleştir: Günündeki yeri oturunca ikinci bir alışkanlığı başka bir çapaya bağla.
Düşersen: Satırını bir sonraki çapada yaz. Yeni bir ayı bekleme. Defterin yerinde kalıp kalmadığına da bak.
Ertesi akşam yemekten sonra Lina defteri oturduğu yerde buldu. Gününün en güzel anı hakkında bir satır yazdı: Babam yeni bir arıza için aradı. “Bakım Bakanlığı” şakasına güldük. Kocası “Hepsi bu mu?” diye sordu. Lina “Yarın da tekrarlayabileceğim şey bu” dedi.
Bir akşam dışarı çıktılar. Geç döndüler. Ne akşam yemeği vardı ne de bir satır. Sabah Lina “Altıncı güne geri döndük” dedi. Önceki sayfayı açtı. Sayfada bir satır vardı. Onu otuz tam güne mecbur eden bir sözleşme değil. “Düşersen” satırını okudu. Sonraki akşam yemeğinden sonra, kaçırdığı tarihi silmeden yazdı. Kocası defteri kaldırıp düzenlemek için elini uzatınca “Burada bırak” dedi.
Bu kez altıncı gün geçti, ardından yedinci ve ayın geri kalanı. Yalnızca iki günü kaçırdı. Ayın sonunda satırları saydı. Sonra kalemi eğip kenara küçük bir logo çizdi. Yıllardır çizdiği ilk logoydu. Üniversite defterindekilerden daha kabaydı. Kimse ondan istememişti. Sabah kocası logoyu fark etti: “Sen mi çizdin?” Lina “Bir karalama” dedi. Defteri kapattı.
İlk İki Dakika
Yeni bir meydan okumaya başlamadan önce tek bir soru: Bu yıl hevesle başladığın meydan okuma neydi ve kaçıncı gün bıraktın?
Ardından iki dakikadan fazla sürmeyen bir alıştırma: O hedefin mümkün olan en küçük halini al. Onu, her gün tekrarlanan tek bir işarete bağla. Şu satırı yaz: “… sonra, … yapıyorum.”
Bir hafta sonra bu satıra dönüp sor: İşaret kaç kez ortaya çıktığı hâlde harekete geçmedin? O seferlerde neler oluyordu?
Daha büyük bir hevese ihtiyacın yok. Daha küçük bir eyleme ve sabit bir işarete ihtiyacın var.
Kaynaklar (8)
- 1Baumeister, R. F., & Tierney, J. (2011). Willpower: Rediscovering the Greatest Human Strength. Penguin Press.
- 2Hagger, M. S., Chatzisarantis, N. L. D., et al. (2016). A multilab preregistered replication of the ego-depletion effect. Perspectives on Psychological Science, 11(4), 546–573. https://doi.org/10.1177/1745691616652873
- 3Hofmann, W., Baumeister, R. F., Förster, G., & Vohs, K. D. (2012). Everyday temptations: An experience sampling study of desire, conflict, and self-control. Journal of Personality and Social Psychology, 102(6), 1318–1335.
- 4Wood, W. (2019). Good Habits, Bad Habits: The Science of Making Positive Changes That Stick. Farrar, Straus and Giroux.
- 5Galla, B. M., & Duckworth, A. L. (2015). More than resisting temptation: Beneficial habits mediate the relationship between self-control and positive life outcomes. Journal of Personality and Social Psychology, 109(3), 508–525.
- 6Lally, P., van Jaarsveld, C. H. M., Potts, H. W. W., & Wardle, J. (2010). How are habits formed: Modelling habit formation in the real world. European Journal of Social Psychology, 40(6), 998–1009.
- 7Currey, M. (2013). Daily Rituals: How Artists Work. Knopf.
- 8Heintzelman, S. J., & King, L. A. (2019). Routines and meaning in life. Personality and Social Psychology Bulletin, 45(5), 688–699.