Kendinden İstifa
Bu bölümü kitap okur gibi oku: çevrilen sayfalar ve kaldığın yer kayıtlı.Bu bölümü kitapta aç

On İkinci Bölüm

“Ya” ve “Keşke”… Uykunu Çalan Kelimeler

Elinde olmayanı nasıl bırakırsın?

Yaklaşık 6 dakikalık okuma

Saat ikide bir isim

Gece saat ikide, bir tasarım işi için görüşmeye gitmesine saatler kala, Lina konuşabileceği birini bulmak için telefonundaki tanıdık isimleri taradı. Arayamayacağı bir isimde durdu. Babasının ismiydi. Onu bu saatte arasa ne olduğunu soracak, o da babasının henüz haberi bile olmayan görüşmeyi anlatmak zorunda kalacaktı.

Kişi listesini kapattı. Ayakkabıları kapının yanındaydı. Çantasının üstünde kurs boyunca hazırladığı portfolyo duruyordu. İçinde altı kez yeniden çizdiği bir logo vardı. Kurumu araştırmış, özgeçmişini gözden geçirmiş, cevaplarını aynanın karşısında denemişti.

Arama kutusuna beklediği bir soruyu yazdı: Muhasebeciliği neden bırakmak istiyorsunuz? Bir cevap okudu, kendi sözlerine uyarladı, sonra sildi. Sormaya başladı: Ya dilim dolanırsa? Ya benden daha iyi işleri olan biri gelirse?

Kocası yatağın öbür tarafında kıpırdandı: “Sabaha ne kadar kaldı?” “Şimdi uyuyacağım,” dedi. Telefonu yüzüstü çevirdi. Karanlıkta, sildiği cevabı kelime kelime tekrarlamaya başladı. Hafif bir bildirim sesi duydu. Daha ne aradığını fark etmeden eli telefonun kenarına uzandı.

Saat üçte yeni bir soru sayfası çıktı. Listesinde olmayan iki soruyu kaydedip cevaplarını aradı. Ama logosunun bulunduğu dosyayı o bir saat içinde bir kez bile açmadı. Yapabileceği her şey kapının yanında hazırdı. Telefonda aradığı şeylerin ise sonu yoktu.

Bedenin yatakta, zihnin henüz girmediğin bir odada. Cevapları biliyorsun. Sonra yarını garanti edecek bir cevap bulmak için onları tekrarlıyorsun. Yaşanmamış bir konuşmaya kaç geceni verdin? O konuşmanın hangi kısmı şu saatte gerçekten senin elinde?

Bilmediğin şey seni kaygılandırdığında

Tam olarak neden korkuyorsun? Kaygı dinmese de açık bir cevap bulamayabilirsin.

Michel Dugas ve çalışma arkadaşları, küçük bir ön çalışmada yaygın kaygı bozukluğu olan yirmi dört kişiyi hasta olmayan yirmi kişiyle karşılaştırdı1. İki grubu birbirinden ayıran en belirgin etkenlerden biri belirsizliğe tahammülsüzlüktü. Bu sonuç yararlı bir soruya işaret ediyor: “Bilmiyorum” cümlesiyle nasıl başa çıkıyorsun?

Bir tıbbi testin sonucunu ya da bir mesajın cevabını beklerken cevabı bilmiyor olmak da seni meşgul eder. Boşluğu bir ihtimalle, sonra daha kötü bir ihtimalle doldurursun. Bilinmezliğin kendisi de kaygına ağırlık katar.

“Ya” ve “keşke” iki ayrı yöne bakar

Lina’nın zihninde tekrarlanan söze dikkat et: Ya şöyle olursa? Aynı varsayım, olay yaşandıktan sonra öbür yöne döner: Keşke şöyle yapsaydım.

Araştırmacı Neal Roese, gerçekte olanın alternatiflerini düşünme üzerine onlarca yıllık araştırmayı bir araya getirdi2. Kısa vadede yaptıklarımızdan daha çok pişman oluruz. Uzun vadede ise kaçırdığımız fırsatlar öne çıkar: Gitmediğimiz üniversite, söylemediğimiz söz, ertelediğimiz yolculuk.

Geçmişe dönük “keşke” pişmanlık yaratır. Geleceğe dönük “ya” kaygı yaratır. İkisi de seni gerçekten elinde olan tek şeyden, şu andan koparır.

Elde kalan

Ebû Bekir, Peygamber ﷺ ile mağaradaydı. Ebû Bekir, Peygamber’e ﷺ şöyle dediğini anlatır: “İçlerinden biri ayaklarının altına baksa bizi görür.” Peygamber ﷺ ona şöyle cevap verdi: “Ey Ebû Bekir, üçüncüsü Allah olan iki kişi hakkında ne düşünüyorsun?” (Buhârî 3653)3.

Ebû Bekir’in olabilecekleri anlatışında da “ya olursa” ihtimali vardır. İnsan kendisini kaygılandıran şeyi adlandırabilir. Ardından o anda kendisine destek olan şeye yönelebilir. Her ihtimali bitmek bilmeyen bir zincire çevirmeyi ise bu bölümün aracında ele alacağız.

Lina’nın görüşmeyle ilgili sorusu mağaradaki durumdan farklıdır. Ama pratik soru aynıdır: Şu anda neyi yapabilir, neyi kontrol edebilir? Cevaplarını hazırladı. Telefonu kenara koyup uyuyabilir. Fakat görüşmeyi yapacak kişinin kanaati ve kendisinden sonra gelebilecek aday, gece saat üçte yapıp bitirebileceği bir iş değildir.

Elinden Gelenin Sınırları

Terapist Robert Leahy, Endişe Tedavisi4 adlı kitabında kaygıyı ikiye ayırır. Yararlı kaygı seni hazırlığa ya da atabileceğin bir adıma götürür. Yararsız kaygı ise bir eylem yolu açmadan seni aynı ihtimallerin çevresinde döndürür.

Lina’nın hazırlanmaya ihtiyacı vardı. Gece yarısından sonra aynı hazırlığı onuncu kez tekrarlamaya değil.

2020’de yayımlanan bir çalışmada araştırmacılar Lucas LaFreniere ve Michelle Newman, tedavi gören, yaygın kaygı bozukluğu olan yirmi dokuz kişiden on gün boyunca her gün kaygılarını kaydetmelerini istedi5. Bu korkuların nasıl sonuçlandığını otuz gün boyunca izlediler. Kaydedilen beklentilerin yaklaşık %91’i takip süresince gerçekleşmedi. Bu katılımcılar, kaygının etkisiyle gelecekte olabilecekleri gözlerinde büyütüyordu.

O gece saat üçten sonra Lina telefonunun notlarına “Şimdi uyuyacağım” yazdı. Altına da “Görüşmeye sakin gireceğimi garanti edeceğim” yazdı. Aynı listede iki satır vardı: Biri elindeydi, öbürünü garanti edemezdi. İkinciyi garanti etmek için soru sayfasına döndü. Ancak sabaha karşı uyudu.

Ne zaman kullanmalı? Kaygı, elinde olmayan bir sonuç etrafında dönüp durduğunda. Süre: İlk sütun için önerilen süre on dakika. Ardından, yazdığın adımın vakti gelene kadar kâğıdı kapat.

Yeni bir “ya” ya da “keşke” aklına geldiğinde bu alıştırmaya dön:

  1. İki listeyi yaz: Bir kâğıt, iki sütun. İlki: Hazırlık yapmak ve bu gece yatacağın saati belirlemek gibi şu anda atabileceğin adımlar. İkincisi: Görüşmeyi yapacak kişinin kanaati ya da başka bir adayın varlığı gibi garanti edemeyeceğin sonuçlar.
  2. Her “ya” ve “keşke”yi kendi sütununa koy: “Ya … olursa” ya da “Keşke … yapsaydım” diye başlayan her cümlede sor: Yeri neresi? İkinci sütundaysa onunla tartışmaya girmeden fark et. Ardından dikkatini ilk sütunda atabileceğin bir adıma yönelt.
  3. Duyguyu değil, cümleyi değiştir: “Ya beni reddederlerse?” yerine “Elimden gelen hazırlığı yaptım. Gerisi elimde değil.” de. Kaygılanabilirsin. Ama her defasında yeni bir senaryo kurup kaygıyı besleme.
  4. Yararlı kaygı için tek bir zaman ayır: Yalnızca on dakika. Atabileceğin bir adıma hazırlanmak için, aynı senaryoyu tekrarlamak için değil. Adımını ve vaktini yaz. Sonra dosyayı kapat.

Düşersen: Aynı senaryoya döndüğünde yeni “ya” veya “keşke”yi kendi sütununa koy. İlk sütunundan tek bir eylem seç.

Daha kısa bir gece

Görüşme sabahı, üç saatlik uykunun ardından Lina’ya uğruna uykusuz kaldığı soruyu sordular: Muhasebeciliği neden bırakmak istiyorsunuz? “Rakamlardan yoruldum,” dedi. Sonra cümlesini düzeltirken dili dolandı. Ardından dosyasını açıp altı kez yeniden çizdiği logoyu gösterdi. Artık daha kararlı bir sesle konuşuyordu.

Akşam mutfak masasına oturdu. O cevap zihninde dönüp duruyordu: Ya yanlış anladılarsa? Ya işinden sıkıldığını ve onların işinden de sıkılacağını düşündülerse?

Bir kâğıt aldı. Bir çizgiyle iki sütuna ayırdı: “Elimde olanlar” ve “Elimde olmayanlar”. İlkine, görüşmeyi yapanlara kısa bir teşekkür mesajı göndermeyi ve gece yarısından önce uyumayı yazdı. İkincisine onların kararını, ardından “Ya cevabımı yanlış anladılarsa?” sorusunu yazdı. Cevap verilmişti. Cevabını nasıl yorumlayacakları artık onların elindeydi, kendi elinde değil. Üç satırlık teşekkür mesajını yazdı, gönderdi ve ilk sütundan üzerini çizdi. Sonra telefonu mutfak rafına koyup yatak odasına onsuz girdi.

Yatakta “ya”, yeni bir soruyla döndü: “Ya o cümle yüzünden beni reddederlerse?” Cevap verip vermediklerine bakmak için mutfağa kalkacak oldu. Sonra soruyu zihninde yerine koydu: İkinci sütuna, onların kararının yanına. İlk sütunda yalnızca uyku kalmıştı. “Gönderebileceğim mesajı gönderdim. Gerisi elimde değil,” diye fısıldadı. Kocası uykulu uykulu “Ne dedin?” diye sordu. “Şimdi uyuyacağım,” dedi. Gece yarısından önce uyudu.

“Ya”sız, “keşke”siz bir gece

Yarın değil, bu gece tek bir soru: Bu ay seni birden fazla kez uyanık tutan “ya” veya “keşke”, hangi sütunda?

Sonra ışığı söndürmeden şu cümleyi tamamla: “Yarın sabah elimde olan ilk şey…”

Görüşmenin ertesi sabahı Lina portfolyosunu çekmeceye koydu. Telefonunu masanın üstünde yüzüstü çevirdi. İşe çıkmadan önce cevap gelip gelmediğine bakmak için üç kez geri çevirdi. Sonra çantasına koyup çıktı.

Kaynaklar (5)
  1. 1Dugas, M. J., Gagnon, F., Ladouceur, R., & Freeston, M. H. (1998). Generalized anxiety disorder: A preliminary test of a conceptual model. Behaviour Research and Therapy, 36(2), 215–226.
  2. 2Roese, N. J. (1997). Counterfactual thinking. Psychological Bulletin, 121(1), 133–148.
  3. 3Buhârî, Sahîh, hadis 3653. Ebû Bekir’in Peygamber ﷺ ile mağaradaki konuşması. Sahih. Hadis metni.
  4. 4Leahy, R. L. (2005). The Worry Cure: Seven Steps to Stop Worry from Stopping You. Harmony Books.
  5. 5LaFreniere, L. S., & Newman, M. G. (2020). Exposing worry's deceit: Percentage of untrue worries in generalized anxiety disorder treatment. Behavior Therapy, 51(3), 413–423.